Charter ve özel kullanımı bir arada yürüten bir 32 metre motor yatta, dört farklı bölgeyi (salon, fly bridge, kokpit, baş bölge) tek bir kontrol yapısı altında topladık. Projenin çıkış noktası, tekne sahibinin kendi konforunu bozmadan misafir ağırlığında da sorunsuz çalışan bir sistem istemesiydi. Charter operasyonunda konuk her zaman teknik bilgiye sahip olmuyor; sistem ne kadar gelişmiş olursa olsun, kullanımı zorsa mürettebata sürekli soru olarak geri dönüyor.

Neden Crestron
Dört bölgeyi ayrı ayrı yönetmek yerine tek bir işlemci üzerinden yürüttük. Crestron’u merkezi otomasyon donanımı olarak seçmemizin nedeni, AV yönlendirme, bölgesel ses dağıtımı ve aydınlatma sahne tetiklemelerini aynı dokunmatik panel arayüzünden vermeye izin vermesiydi. Böylece salon, fly bridge, kokpit ve baş bölge birbirinden bağımsız çalışsa da hepsi aynı mantıkla kontrol ediliyor.
Ses tarafında çok odalı yayın altyapısını da ayrı bir marka eklemeden, Crestron’un kendi ses dağıtım mimarisi üzerinden kurduk. Yerel NAS’taki medyadan bağlantının izin verdiği yerlerde yayın hizmetlerine, misafirlerin AirPlay veya Bluetooth ile kendi telefonundan müzik atmasına kadar farklı kaynak türleri, aynı işlemci üzerinden tek çatı altında toplandı. Böylece sistemde ayrı bir yayın markası ve ayrı bir arayüz katmanı olmadı; hem kaynak yönetimi hem bölge bazlı ses dağıtımı aynı Crestron mantığıyla yürüyor. Salonda ve fly bridge’de mimari tip Sonance hoparlörler kullanıldı; kokpit ve baş bölgede dış mekâna dayanıklı Sonance serisi tercih edildi, çünkü bu iki alan doğrudan tüm hava koşullarına açık.
Kontrol Mantığı: İki Katman
Sistemi kurarken tek bir panelde iki farklı kullanıcı tipini karşılamamız gerekiyordu. Tekne sahibi için tüm manuel kontrol seçenekleri açık kalıyor; fakat misafirler için bunun üzerine ayrıca “hızlı başlat” sahneleri ekledik. Konuk kokpitte tek bir tuşla müziği açabiliyor, hangi amfi kanalının hangi hoparlöre gittiğini ya da hangi kaynağın seçili olduğunu bilmesine gerek kalmıyordu. Mürettebatın charter sırasında aldığı destek talebi sayısı bu değişiklikten sonra belirgin şekilde azaldığı gördük.
Kablolama tarafında merkezi bir ekipman odasından dört bölgeye home-run topolojiyle çekim yapıldı; yani her hat doğrudan merkeze dönüyor, arada bir bağlantı noktası yok. Bunu yapmamızın sebebi, ileride bir arıza olduğunda hangi hattın sorunlu olduğunu hızlıca ayırt edebilmek içindi. Tüm amplifikatör ve tuş takımı hatları, standart elektrik doğrulama aracımızla gerilim düşümü ve akım taşıma kapasitesi açısından kontrol edildi, kablo uzunluğu ile kesit seçimi tahmine göre değil hepsi tek tek hesaplanarak yapıldı.
Projenin İlerleyişi: Aydınlatmanın Sisteme Eklenmesi
Başlangıçta kapsamda yalnızca AV vardı. Ancak Crestron platformu kurulup çalışır hale geldikten sonra, tekne sahibi aynı panelden aydınlatma sahnelerini de yönetebileceğini görünce projeye aydınlatma entegrasyonunu da dahil etmek istedi. Bu, bizim için de arada tekrarlanan bir durum: kontrol altyapısı bir kez doğru kurulduğunda, üzerine yeni bir sistemi eklemek ilk kurulumdan çok daha az maliyetli ve çok daha hızlı oluyor. Ağ altyapısının güçlendirilmesi şu anlık bu proje kapsamına girmedi, tekne sahibinin talebiyle bir sonraki refit dönemine bırakıldı.
Sonuç
Projeyi kapattığımızda öne çıkan en güçlü geri bildirim, dört bölgenin artık tek bir mantıkla çalışması oldu. Misafirlerin kokpit ya da baş bölgede sistemin tamamını anlamadan sesi açabilmesi, sahip için de mürettebat için de günlük kullanımı kolaylaştırdı. 25-40 metre aralığındaki, üç ve üzeri AV bölgesine sahip motor yatlar için Crestron + Sonance kombinasyonu, ses dağıtımını da tek platformda tutarak, misafir kullanımına dayanıklı olması gereken teknelerde bizim varsayılan referans yaklaşımımız haline geldi.
Kendi tekneniz için benzer bir otomasyon altyapısı düşünüyorsanız, mevcut sisteminizin neresi eksik kalıyor, bunu birlikte değerlendirebiliriz.



